osiris kültü, tufan, tanrı ra, antik mısır sırları, piramitlerin gizemi, atlantis, mısır kehanetleri...

MISIR İNİSİYASYONU - 2

1 yorum :
Peki ya kendisi sırlarla karşı­laşmaya hazır mıydı?...

Umut, merak, endişe ve korku ile karışık duygular içinde yataklarına yattılar. Gözlerini kapattıklarında Mısır'ın o sihirli dünyası belirdi... Değişik kıyafetli insanları ve hiçbir yerde görmedikleri yapılarıyla; çok farklı bir yerde olduklarını artık gayet iyi biliyorlardı... İşte bu düşüncelerle herkes o geceyi yarı uyuyarak, yarı uyanık geçirmişti...

Mabede İlk Adım

"Sırlar Öğretisi"ne inisiye olmak için gelen adaylar ma­bedin kapısını çaldığında, her biri ayrı ayrı mülakata alınmak için, hizmetkârların eşliğinde iç avlunun dev sütunlu giriş bö­lümüne götürülmekteydi.

Burada gelenleri karşılayan mabedin rahipleri adayları teker teker alarak Başrahibin yanına götürmekteydiler. Her gelen adayla Başrahip bizzat ilgilenmekteydi. Adaylar teker teker ön görüşmeye alındığında, Başrahip tarafındart kendisi­ne görünüşte sıradan sayılabilecek bir takım sorular yöneltil­mekteydi. Osiris rahibi ona doğum yeri, ailesi ve daha önce eğitim gördüğü mabetlerle ilgili çeşitli sorular yöneltmektey­di...

Evet... Görünüşte son derece sıradan gelebilecek bu ön mülakat, aslında adayın geçtiği ilk sınavdı... Çünkü Başrahip bu görüşme sırasında adayın astral yapısına varıncaya kadar onu kısa ancak net bir psişik sentezden geçirmekteydi.

Bu kısa sınav sonucunda baş rahip mabedin kapısını çal­mış olan adayın "Sırlar Öğretisi"ne katılmasına uygun olma­dığı sonucuna vardıysa, sessiz fakat kararlı bir hareketle ada­ya hiçbir şey söylemeden, kibarca kapıyı işaret etmekteydi. Bu aday için her şeyin sonu demekti. Derhal diğer rahipler tarafından mabetten dışarı çıkartılır ve ''Sırlar Öğretisi"nt inisiye olma şansı ebediyen sona ererdi.

Adaylarda aranan niteliklerin en Önemlisi, sırlarla karşı­laşabilecek kapasiteye sahip olup olmadıklarıydı. Adayın iyi niyetli ve "Sırlar Öğretisi" ile karşılaşmaya çok hevesli ol­ması yeterli değildi. Aranan en {nıenıli özellik, astral yapısı­nın bu çalışmaya uygun olup olmamasıydı.

Kötü niyetli ya da elde edeceği sırları negatif alanlarda kullanabilecek eğilimdeki adayların ise zaten hiç bir şansları yoktu. Bu durumları Başrahip tarafından anında algılandığı için, bu tür kişiler de mabetten derhal uzaklaştınhrdı. Bu ön elemeden geçebilenler, kısa bir aranın ardından ra­hipler tarafından yine teker teker çağrılmakta ve adaydan Başrahibi izlemesi istenmekteydi. Her ikisi birlikte ilerleye­rek, sütunlu giriş bölümlerinden ve iç avlulardan geçip, her iki yanı dikili taşlar ve sfenkslerle donatılmış bulunan üstü açık bir yolu izleyerek küçük başka bir mabede varmaktaydı­lar. Bu, yeraltı dehlizlerine giriş kapısı olma özelliğine sahip bir mabetti.

Mabedin kapısının hemen yanında normal bir insan boyu­tunda olan bir Isis heykeli gelenleri karşılıyordu. Kucağında kapalı bir kitap tutan İsis heykeli yere oturmuş meditasyonyapar durumdaydı. Yüzünü ise bir peçe örtüyordu. Heykelin alt bölümünde ise şu satırlar yazılıydı:

"Benim peçemi hiçbir ölümlü kaldıramamıştır."

Adayla birlikte kapının önüne kadar gelen Başrahip, ada­ya dönerek onun korkusuzluğunu ve kararlılığını sınamak için insanın tüylerini ürperten bir konuşma yapardı:




Bir haftalık bekleme süresi

Bu sözleri heyecanla dinleyen aday, gerçekten de ciddi bir durumla karşı karşıya bulunduğunu artık çok daha derin­den hissetmeye başlardı. Aday tüm bu uyarılara rağmen kararlılığını sürdürür ve mabede girmek istediğini söylerse, Başrahip bir hafta sonra yeniden bu kapının önüne getirileceğini ve ancak o zaman bu kapıdan içeri girmesine izin verileceğini söyleyerek, onu dış avluya geri götürüp, oradaki hizmetkârlara teslim ederdi. Bu noktada vaz geçenler ise, hiçbir zorlukla karşılaşmadan der­hal mabedin dışına çıkartılırdı.

Bu noktada mabetten çıkmaya karar verenlerin sayısı bir hayli fazla olmuştur. Mabette kalmaya karar verenler bir hafta boyunca hemen hemen hiçbir şey yapmadan, sadece mümkün olduğunca zih­nini temizlemeye ve negatif duygu ve düşüncelere kesinlikle zihninde yer vermemeye özen göstererek hizmetkârların gö­zetiminde bulunurlardı. Bu süre içinde adaylar belirli zaman­larda bir araya getirilirlerdi. Ancak onlardan istenen tek şey, kesinlikle hiç konuşmamak ve mutlak bir sessizlik içinde bu­lunmaktı.

Her bir adayın kendisine ait bir odası bulunur ve zaman­larının çoğunu ya bu odada, ya da mabedin avlusunda diğer adaylarla birlikte geçirirlerdi.

Bir haftalık bekleme süresi ilk başta hiç bir şey yapılma­dan geçen bir süre gibi görünse de bu süre içinde hiç konuş­madan sadece kendi iç dünyasıyla adayın baş başa kalması sağlanmış olunuyordu. Böylelikle bu süre içinde aday kendi içindeki her türlü endişeyi yeterince tahlil etme imkânına ula­şabiliyordu. Aceleye getirilmiş ve bir anlık kararla adayın mabede girmesinin önü alınmaya çalışılıyordu.

Bu bir haftalık bekleme süresinin bir başka yararı daha vardı. Bu süre içinde aday, mabedin sahip olduğu enerji ala­nının içinde yaşama imkanına ulaşabiliyordu. Böylelikle ma­bedin aurasıyla ilk teması gerçekleştirilmiş olmaktaydı. Bu, aday için mabedin enerjileri altında yıkanma anlamına geliyordu.

Hiç konuşmadan geçen bir haftanın sonunda, asıl sı­nava tutulacakları gün gelip çatmaktaydı. Sınav akşamı adaylar her zaman olduğu gibi yine teker teker ahnarak gizli mabedin kapısının önüne getirilirlerdi. Ancak bu kez Başrahip değil, henüz eğitimleri devam eden "Neokor" ismi verilen genç rahip adayları kendilerine eşlik ederdi.
1 | 2 | 3 | 4 | 5

1 yorum :