osiris kültü, tufan, tanrı ra, antik mısır sırları, piramitlerin gizemi, atlantis, mısır kehanetleri...

GİZEMLİ HATLAR - 1

2 yorum :
1975 yazının bir günü, hayatımı değiştiren ve beni inanılmaz bir maceranın içine çeken bir keşif yaptım. Bu keşif beni Glastonbury, Stonehenge ve Avebury'ye götürdü; ve Mısır'daki Büyük Keops Piramidi'ne. Yolculuğum beni zamanın derinliklerine sürükleyerek antik mitleri ve özellikle efsanevi Atlantis gibi kayıp uygarlıkları araştırmaya yönlendirdi. Bir labirentin içinde dolaşır gibi birçok yanlış yola ve çıkmaz koridora saptım; ancak, yolculuğum beni antik çağlar ve 5000 yıldan uzun bir süre önce İngiltere'de yaşamış olan gizemli insanlar hakkında araştırma yapmaya daima zorladı.

Keşfimin başlarında İngiltere'deki Cotswold Hills yakınlarında küçük ve sevimli bir Georgian kasabası olan Cheltenham'da yaşıyor, mimarlık ve planlama danışmanlığı yapıyordum. İşim, sık sık kasaba dışına çıkarak eski kiliseleri ve arkeolojik yerleri ziyaret etmeme fırsat veriyordu. Mesleğim, değişik ölçeklerde birçok harita kullanmamı da gerektiriyordu. Haritaları öğrencilik yıllarımdan ben heyecan verici bulurum zaten. Yine bir gün, Avebury'deki anıt eserlerin bulunduğu ordu haritasına .bakarken, tamamıyla olanaksız gibi görünen bir şey gördüm. Beni şaşırtan bir şey. Araştırmam gerektiğini bildiğim bir şey.

Harita, arazi üzerinde bulunan şeylerin iki boyutlu resimlerini ve bilgilerini içeriyordu. Farklı ölçeklerde haritalar, farklı boyutlarda bilgiler sunar; bütün dünyayı gösteren bir haritada ancak en genel özellikler gösterilebilirken, küçük bir bölgeyi gösteren bir haritada detaylı bilgiler bulabilirsiniz. Farklı ölçeklerde haritalara bakmak, üç boyutlu bir nesnenin giderek daha detaylı hale gelen yakınlaştırılmış görüntülerine bakmaya benzer.

Yüzeyleri düz olduğu için, haritalarda arazinin kıvrımlarının gösterilmesi gerekir. Ama yine de dağlar ve vadiler sanki aynı seviyedeymiş gibi görünür. Örneğin tepelerin bulunduğu bir bölgede yürümek, haritada gösterildiğinden farklı görüntüler ve etkiler ortaya çıkaracaktır.

Kullandığım 1:50.000 ölçekli harita, yaklaşık 160 kilometrekarelik bir alanı gösteriyordu. Swindon ve Devizes bölgelerini gösteren bu harita, araştırmamın başladığı nokta oldu diyebilirim. Gösterdiği Wiltshire bölgesi arkeolojik yerlerle doludur; çok sayıda gömülü höyükler, taş daireleri, dikilitaşlar ve benzeri diğer antik yerlerle. Ziyaretçilerin gezebileceği birçok yer vardır. Ama haritayı öylesine incelemiyordum. Harita üzerinde, kiliseler veya antik yerlerin bulundukları noktalar arasında bağlantılar bulup bulamayacağıma bakıyordum.

Bölgesel Bağlantılar ve Hatlar

Ülke üzerindeki tarihi ve tarih öncesi çağlara ait yerlerin düz bir çizgi üzerinde dizilmiş oldukları, ilk olarak ondokuzuncu yüzyılda farkedilmiştir. Ama Alfred Watkins'in 1925'de yayınlanan The Old Straight Track (Eski Düz Çizgi) adlı kitabı, bu bilgileri daha geniş kitlelere yaydı. Watkins, tarih öncesi yapılar, dikilitaşlar, taş daireler, ortaçağ kiliseleri ve benzeri yerler arasında belli bağlantılar olduğunu keşfetmişti. Genellikle kilometrelerce uzunluğundaki bu bağlantılara "Hatlar" dedi.

Watkins, Wales ve İngiltere'nin birçok yerinde bu hatların varolduğuna dair kanıtlar sundu. Onun zamanından bu yana, diğer araştırmacılar da bunları doğruladılar ve İrlanda'yı da kaplayan yeni hatlar keşfettiler. Aslında, Dünya'nın başka yerlerinde de böyle benzer fenomen hatlar bulunmaktadır; Peru'daki ünlü Nazca çizgileri ve New Mexico'da bulunan Chaco Kanyonu'ndaki Pueblo Alto'da olduğu gibi.

Tipik Watkins hatlarından birine örnek olarak, Malvern Tepeleri'ndeki Clutter's Mağarası'ndan eski Abbey Dore Kilisesi'ne uzanan 38 kilometreyi aşkın uzunluktaki çizgiyi verebiliriz. Bu hat üzerinde mağaranın hemen altındaki antik taş Shew Stone ve Woolhope, Holme Lacy ve Aconbury kiliseleri vardır. Bu hat aynı zamanda Aconbury Camp Tepesi'ni en yüksek noktasından geçerek Abbey Dore Kilisesi'ne ulaşmadan önce St. Devereux'deki ortaçağ şatosunu da kesmektedir.

Watkins, bu hatın bir yaz gününde Shew Stone'dan bakıldığında güneşin Malvern Tepeleri'nin üzerinde yükseldiği noktaya uzandığını söylemektedir. Malvern civarında saatler boyunca yürüyüş yaparsanız, bu güzel tepelerin yakınlarında daha birçok hat bulunduğunu düşünmek zor değildir.

Bu örnekteki ve diğer Watkins hatlarındaki anahtar nokta, anıtların genellikle binlerce yıllık aralarla farklı zaman dilimlerinde inşa edilmiş olmalarıdır. Aconbury'deki Demir Çağı'na ait yapıyla onbirinci ve onikinci yüzyıllarda yapılmış olan Woolhope, Holme Lacy ve Aconbury arasında en azından bin yıllık bir zaman farkı vardır. Gerçekten de, Hıristiyanlık İngiltere sahillerine ilk megalitik yapılardan 4000 yıldan uzun bir süre sonra gelmiştir.

Watkins, antik anıların ay ve güneş veya diğer çok sayıdaki antik yerlerle bir çizgi izlediğini söyleyen ilk kişi değildi. 1900'lerin başlarında Sir Norman Lockyer da dünyanın değişik yerlerindeki antik yapılan incelemişti. Stonehenge and Other British Stone Monuments Astronomically Considered (Stonhenge ve Diğer İngiliz Taş Yapılarına Astronomik Yaklaşım) adlı kitabında (1909'da basılan yenilenmiş versiyon), Stonehenge, Old Sarum, Salisbury Katedrali ve Clearbury Halkası arasındaki çizgiyi göstermiştir.

Ayrıca Grovely Şatosu'nun Stonehenge ve Old Sanım yamacıyla nasıl bir eşkenar üçgen oluşturduğunu da sergilemektedir. Bu yerler arasındaki mesafe yaklaşık 9.6 km.'dir (6 mil). Araştırmalarıma göre, bu mesafenin büyük bir önemi vardır.
1 | 2 | 3 | 4

2 yorum :

  1. Mısır gizemlerinin Anadolu yani eski Yunan ve Roma'daki yolculuğunun ardından bu yazı sanki hiç uymamış ve alakasız kalmış gibi geldi.Akış bozulmuş.Bir de bu yazıyı yazan bu keşifleri yapan kişi de kim???Yazı 1.tekil kişi ağzıyla yazılmış da kendisi kim anlayamadım.Bu yazı dizisini de yazan Ergun Candan'ın kendisi mi-hiç sanmamakla birlikte- yazmış değilse de kim???

    YanıtlaSil
  2. Sırların İngiltere ayağı hiç cazip gelmedi ve yazı çok sıkıcı,bilgiler de karışık hayli anlaşılması güç!!!

    YanıtlaSil