osiris kültü, tufan, tanrı ra, antik mısır sırları, piramitlerin gizemi, atlantis, mısır kehanetleri...

Türkler'deki "Yada Taşı"nın Sihirli Gücü - 1

12 yorum :
Çok eski devirlerden kalan yaygın bir inanca göre:

"Türkler 'in atalarma göklerden gelen sihirli bir taş armağan edilmiştir. Bu taş her devirde Türk Samanları 'nın ve büyük Türk komutanlarının ellerinde bulunmuştur." Ve yine bu inanca göre günümüzde hâlâ bu taşın önde gelen Şamanlar'ın ellerinde bulundukları iddia edilmektedir.

Bu anlatılanların sadece bir inançtan ya da söylentiden ibaret olmadığını binlerce yıl öncesine ait eski Çin Tarihi Kayıdan da teyid etmektedir. Eski Türkler'in de elinde bu tür bir taşın (Yada Taşı) bulundu­ğuna dair çok sayıda tarihi kayıt vardır. Çin Kaynakları tara­fından tutulan bu kayıtlarda, Türkler'in bu taş vasıtasıyla istedikleri zaman yağmur veya kar yagdırabildikleri uzun uzun anlatılmaktadır.

Atalarımızın istedikleri zaman yağmur, kar, dolu yağmur yağdırabildikleri, rüzgar estirip hatta fırtına çıkaıtabildiklerine dair ilk tarihi belgede şunlar kayıtlıdır:

Türkler'in büyük ataları Hunlar'ın Kuzey'inde bu­lunan So sülalosinden idi. Oymağın Başbuğu Ananbu idi. Bunlar yetmiş kardeş idi. Birincisi dişi kurt­tan türemiş olup adı Içjini-nişibu idi. Içjini-nişibu tabiatüstü özelliklere sahipti . Yağmur yağdırıp fırtına çıkartabilirdi .

Yine aynı Çin Kaynaklan'nda 449 yılında meydana gelen bir savaş anlatılırken konuyla ilgili satırlara rastlıyoruz:

Evvelce Kuzey Hunlar'uı idaresinde bulunan Yüce han ahalisinde öyle kâhinler vardır ki , Cücenler'in saldırışlarına karşı durduklarında çok şiddetli yağ­mur yağdırdılar, fırtına çıkarttılar. Cücenler'in on­da üçü sellerde boğuldu, soğuktan kırıldı .

İslâm Kaynakları'nda Türkler'in bir zamanlar ellerinde bulundurdukları taş; yağmur taşı anlamına gelen "Haccr-ül Matar" ya da "Seng-ı Cede" olarak isimlendirilmiştir. İslam Kaynakları'nda anlatılanlara baktığımızda, Türkler'in bu si­hirli taşıyla Müslümanlar'in da yakından ilgilendiklerini gö­rüyoruz.

İslâm tarihçilerinden İbn-ül Fakih'in kayıtlarında. Halife Ma'mun'un bu gizemli taş hakkında araştırma yapması için Nuh b. Esed'i vazifelendirdiği anlatılmaktadır. Nuh b. Esed Türkler arasında yaptığı incelemeler sonununda Halifeye, söz konusu haberlerin doğru olduğunu fakat olayın nasıl meydana geldiğini anlayamadığını bildirmiştir.

İbn-ül Fakih tarihi kayıdarında, Horasan Emiri İsmail b. Ahmet'in Ebul Abbas'a anlattıklarına da yer vermiştir:

Yirmi bin kişi ile Türklere karşı savaşa çıktım. Karşımızda baştan ayağa kadar silahlı altmış bin Türk vardı . Bunlardan bir kısmı bizim tarafa geçti. Bunlar bize Türklein iri dolu yağdıracaklarnı söylediler. Biz de onlara: "Sizin kalbinizden küfür hâlâ çıkıp gitmemiştir, böyle işleri hiç bir insan ya­pamaz" dedik. Onlar: "Biz haber veriyoruz, sizi ikaz ediyoruz, onların tayin ettikleri vakit yarın sa­bahtır ama siz daha iyi bilirsiniz" dediler. Sabah ol­du. Korkunç bulutlar bizim üzerimizi kapladı . Her­kes korktu. Müthiş dolu yağdı.

İbn-ül Fakih, bu olayla ilgili olarak İsmail b. Ahmet'in iki rekât namaz kılarak, bu dolu fırtınasını daha sonra Türk­ler'in üzerine yönlendirdiğini yazmaktadır. O devirde Arap İslâm Orduları aynı zamanda Allah'ın askerleri olarak nitelen­dirildiği için, onlar adına böylesine gurur kırıcı bir olayla karşılaşmak kabul edilebilir bir şey değildi. Bu nedenle söz ko­nusu dolu fırtınasını kıldığı namaz sayesinde Türkler'in üzeri­ne yönlendirildiğini yazarak konuyu noktalamasına şaşma­mak gerekir.

Biz tekrar sihirli taşımıza geri dönelim...

Eski Türk Mitolojisi'ni oluşturan çeşitli efsanelerde de bu taştan bahsedilir. Hatta bu taşın nasıl kullanıldığı da kısmen açıklanır...

Bir örnek olması bakımından Er Gökçe Destanından ko­numuzla ilgili bir bölüm aktaralım:

...Yanımdaki adamlar susadı. Er Kosay'a susuzluk­tan şikayet ettiler. Er Kosay, uzun kulaklı sarı atı­nın altından "Cay Taşını çekip çıkartı . Salladı, salladı yere koydu. Havadan yağmur yağdı. Yağ­mur suyunu içtiler.

Abdülkadir İnan "Eski Türk Dini Tarihi" adlı kitabında "El-Lügat'ün Neviyye" isimli eski bir lügatta "Yada Taşı" hakkında şöyle bir açıklamanın yapılmış olduğunu yazar: Yağmur boncuğu derler bir nesnedir ki , ona kurban kanı sürülmekle yağmur yağar.

Bu gizemli taşla ilgili elimizdeki tüm bilgileri yan yana getirdiğimizde, onun kullanım metotları olarak; taşın su içine konulduğu, suyun üzerine asıldığı, birbirine sürtüldüğü veya taşın sağa sola hareket ettirilerek sallandığını görüyoruz.

1 | 2

12 yorum :

  1. Böyle bi taşa sahip idiysek..Büyük kuraklığa çözüm bulamayıp ,neden anayurdumuzu terk etmek durumda kaldık acaba

    YanıtlaSil
  2. Metin bey çok doğru bir noktaya parmak basmışsınız. Eğer bu taş gerçekse demekki göçe sebebiyet veren kuraklık yalan, yok eğer göçe sebebiyet veren kuraklık gerçekse o zaman bu taş yalan.

    YanıtlaSil
  3. bn bi yerde okumustum.yani asyadayken bu tasi cinliler caliyorlar ve kiriyorlar ondan sonra kuraklik basliyo diye yaziodu kitapta

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kitabın adını paylaşabilir misiniz

      Sil
    2. Göç destanından bahsediyor

      Sil
  4. olaya bilimsel açıdan yaklaşırsak doğru olabilir,eğer bu bir gök taşı ise çıkardığı eloktromanyetik dalgalar hava durumunu değiştirebilir veya uzaylılara ait bir taşsa,taş olmayan yapay bir materyal de olabilir,içindeki enerji boşalıncaya kadar iş görebilmiş olasılığı olduğu gibi,tekrar uzaylı yaratıklarca geri de alınmış olabilir...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bilimsel olarak bakarsak ne gök taşıdır ne de -varlığı kanıtlanmamış- uzaylıların yapımıdır. affedersiniz ama iki elektromanyetik dalga böyle kar dolu yağdırmaya yetmez. kaşgarlı mahmut bu taş için ulu tanrının izniyle kullanıldığı ifadesini kullanıyor yani ilahi bir gücü olabilir veya bu antik (!) bir teknoloji ürünü olabilir. bazı arkadaşlar istanbulda son bir yada taşı var diyorlar. onu bulup incelemek gerek

      Sil
  5. boyle birtaştan bahseden bi destan vardı lise yıllarımdan hatırlıyorum şöyleydi:çinliler anlatıyor Türklerde oylebir kaya parçası varki tüm türk budununu bir arada tutuyor ve onları birbirine bağlıyor (bunu bi çinli elçi yada bi ajan çin kağanı na anlatıyordu)bizim türkleri yenmemiz savaşarak mumkün olmayacağı belli o taşı onlardan almamız gerek diyor ve çeşitli hediyelerle toprak parçası çinli kızlar vs. otaşı kaya parcasını param parça edip çin e taşıyorlar ve ondan sonra turk illerinde buyuk bir kıtlık başlıyor bu taş olayının gercek olduğunu farzedersek eğer orta asyadaki turk göçlerinin sebebinide bu taşı elimizden çıkarmış olmamıza bağlayabiliriz.Birde taş deyince aklıma
    hacerül esved geldi kabenin duvarında bulunan peygamberimizin sevdiği okşadığı birtaş kabenin asla zarar görmiyecek olmasının sebebi de türklerde bulunan taş gibi tılsımlı ve koruyucu bitaş olmasıdır belki

    YanıtlaSil
  6. Arkadaşlar böyle bir taşın olduğu doğrudur. Hani bu metod ama zaten aslında bizim tarih kitaplarımızda yanlış var. Öyle kuraklıktan bir millet kolay kolay göçmez. O zaman niye Özbek Kırgız Kazak Türkmen ve Tatarların bir kısmı orada sizce. Ayrıca kaynaklara göre Türklerin anadoludaki en eski izi 15.000 yıl önceye dayanıyor ve bir çok Türk tarihçisine göre Türkler Orta Asya'ya sığmadığı için göç ettiği söyleniyor. Zaten eski Türk yazıtlarındada görmüşsünüzdür. Türeyiş (Üreyiş)'i.

    YanıtlaSil
  7. Arkadaşlar Orta Asya'dan göç hikayemiz bize okulda anlattıkları gibi değil 1980 sonrası bizlere verilen eğitim askerin dayattığı bir eğitim olduğu için tarih onların dayattığı gibi anlatılmıştır bizim Orta Asya'dan göç sebeplerimiz kuraklıkla uzaktan yakından alakası yoktur Türkler binlerce yıl bozkırda yaşamaya alışmıştır.bir çok sebep vardır;en önemlisi Çinlilerle bitmek tükenmek bilmeyen savaşlardır sürekli bir savaş halidir.Ayrıca nüfus arttıkça ister istemez batıya doğru genişleme olmuştur.Doğuda ve güneyde Çinliler vardı ve yüzlerce yıl savaşılmasına rağmen tamamen ne ele geçirilebilmiş ne de barış sağlanabilmiştir.Kuzeye yani soğuk Sibiryaya gitmekte çok anlamsızdır yani mecburen Batıya gidilmiştir bu da yeni komşular ve yeni savaşlar getirmiştir.Bu sebeple göç olmuştur yani asker Çinlilerden kaçtık dememek için "kuraklık yüzünden göç ettik" palavrası anlatılmıştır yıllarca.
    Yada Taşına gelince gerçekliği büyük ihtimalle doğrudur.Çünkü sadece Türk kaynaklarında bir efsane olarak anlatılmamaktadır.Gördüğünü söyleyen çok değişik milletlerden çok değişik insanlar vardır.Çin askeri kaynaklarında onlarca kayıt olduğu söylenmektedir.Fars kaynaklarında,Fars şairlerinin dizelerinde gördüğünü söyleyen ve nasıl kullanıldığını ayrıntılı anlatan ozanlar ve alimler vardır.İslamiyet halifelerine yazılan raporlar vardır.Yukarıda da okuduğunuz gibi Osmanlılarda bile kayıtları var ve başka bir kaynakta da okumuştum burada da aynı şey yazıyor en son 13. yüzyılda kullanıldığı kayıt altındadır daha sonra bu taşın kullanıldığına dair bir kayıt yoktur.

    YanıtlaSil
  8. Yada taşımı bilmiyorum ama bizim köyde yaşlı bir ninede böyle renkli taşlar vardı. Suyun içine koyar çalkalar bazende suyunu insanlara şifa niyetine içirirdi. Bazen taşların doğurduğunu söylerdi. Şimdi nine vafat etti bu yazıyı okuduktan sonra daha da merakım arttı. Büyük ihtimalle ailesinde duruyordur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu nine doğuda bir yerde mi . Yada memleketi mardin.. diyarbakır falan olma ihtimali var mı acaba . Ben arastiriyorum bu mevzuyu. Yardımcı olursan sevinirim

      Sil