osiris kültü, tufan, tanrı ra, antik mısır sırları, piramitlerin gizemi, atlantis, mısır kehanetleri...

M.Ö. 12.000 - 10.000 TUFAN SONRASI VE DEMİR ÇAĞİ'NA GİRİŞ - 1

Hiç yorum yok :
Mu Kıtası'nın sulara gömülmesinden bu yana binlerce yıl geçmişti... Mu'nun batışından sonra Mu Kültürü uzun bir sü­re Atlantis'te yaşatılmaya devam etti. Bu süre içinde dünyanın kalbi Atlantis'ti...

Mu'nun sırları, Atlantis'ten çevre kıtalara yapılan göçlerle taşındı... Bizim kıtalarımızdaki çeşitli yörelerde merkezler oluşturuldu. Bu merkezlerden en önemlilerinden biri Mısır'dı. Mısır tam anlamıyla Atlantisliler'ce kuşatıldı. Bölgeye çok önce ge­len Mulular zaten burada uygun bir zeminin oluşmasını sağlamışlardı. Bu da Atlantisiler'in işini hayli kolaylaştırdı. Yıllar süren göçler Mısır'ı adeta küçük bir Atlantis'e çevirdi. Orjinali Atlantis'te olan ve sırların merkezi konu­mundaki "Yüce Piramit"in bir benzeri Mısır'da da inşa edilmiş." Ancak ortada çok önemli bir sorun vardı... Dünya'nın ka­pısını yeni bir doğal afetler zinciri daha çalmak üzereydi...

Elde edilen tüm bulgular bu seferki yıkımdan en çok za­rar görecek bölgelerin başında Atlantis Kıtası'nın geleceğini gösteriyordu...

Fakat ortada bir başka sorun daha vardı...

Mu Kıtası'nın batışından sonra geçen süre içinde Atlan­tis'te "Osiris Öğretisi" adı altında yaşatılmaya devam eden Mu'dan gelen kozmik kökenli bu öğreti, ikiye ayrılmış du­rumdaydı. "Bir'in Oğullan" ve "Belial'in Oğullan" adı al­tında ikiye ayrılan Atlantisliler, kendi aralarında önce zıtlaş­mayla başlayan ve sonrasında çatışmaya hatta kıta içinde bü­yük bir savaşa dönüşen bir kutuplaşmanın içinde bulunuyor­lardı.

TUFAN YAKLAŞIYOR

İnsan bedeninde nasıl ki enerji giriş ve çıkış noktalan var­sa, Dünya'nın da buna benzer şakraları vardır. Atlantisliler Dünya'ya ait güç akımları başta olmak üze­re, belirli kozmik güçlerin mahiyetini ve nasıl işlediğini bili­yor ve bunları dikkatli bir şekilde yaşamlarının çeşitli alanla­rında kullanabiliyorlardı.Çeşitli doğa olaylarına da bu güçler sayesinde müdahale edebiliyorlardı. Jeofizik afetlere karşı da bu güçlerden yararlanıyorlardı. Belirli yerlere diktikleri pira­mitler bu alanda da önemli bir fonksiyon görmekteydi.

Ancak şimdi durum çok değişmişti. Her iki grubun da el­lerinde bulunan kozmik kökenli bilgiler ve sırlar farklı amaç­larda kullanılmaya başlanmıştı. "Bir'in Oğulları" adı verilen grup Osiris Öğretisi'ne ilk günkü safiyetiyle bağlı kalmış, bu­na karşın "Belial'in Oğullan" ise bu bilgileri ve bu bilgiler­den elde ettikleri psişik - majik güçlerini negatif alanlarda kullanmaya başlamışlardı.

Böylelikle Dünya üzerinde ilk kez kara maji uygulama­ları ortaya çıkmış oluyordu. Kozmik kökenli bilgilerden elde edilen psişik güçler ve buna bağlı olan majik uygulamaların negatif alanda kullanımı öncelikle dünyanın aurası üzerinde çok ağırlaştırıcı bir etkiye neden olmuştu. Kara maji uygula­malarından ortaya çıkan negatif yüklü enerjiler, Dünya'yı adeta "kcıra bir bulut" gibi her geçen gün biraz daha kaplı­yordu.

Bu, daha sonraki yüzyıllarda etkilerini bizim devremiz insanlığına da taşıyacak olan, çok önemli bir yol ayrımının başlangıcıydı.

Psişik güçlerin negatif alanda kullanımı o denli ileri bir boyuta ulaşmıştı ki, bu tekniklerden yararlanılarak, yerküre­nin tektonik güçleri bile faaliyete geçirilebilmekteydi. Ancak bütün bu yapılanların Yerküre'nin dengesini nedenli bozduğu hiç hesap edilmiyordu.

Belirli periyotlarla Dünya üzerinde yaşanan kozmik kö­kenli bazı doğal afetlere, bir de bu etkenler ilave olmuştu. Ka­çınılmaz son tüm gücüyle geliyorum diyordu...

Dünya'nın dengeleri bozuluyor...

Atlantis'deki Osiris Rahipleri yaklaşmakta olan felâkete karşı halkı uyarmak için her yolu deniyorlardı. Eski Mu Külütürü'ne sadık kalan Osiris Rahipleri kendi aralarında yaptıkları son toplantıda yaklaşmakta olan büyük yıkımı tüm ayrıntılarıyla ele almışlar ve yapılması gerekenleri birkaç ana başlıkta toplamışlardı:

1- Halihazırda "Osiris Öğretisi" adı altında varlığını sürdüren Mu Kültürü'nün gelecek kuşaklara her ne şekilde olursa olsun aktarılmasına olanak sağlanmalı ve dünya üzerinden tamamen kay­bolmasına izin verilmemeli.

2- Daha önce Mu'nun Naakal rahiplerince oluşturulan gizli yeral­tı merkezleriyle irtibata girilmeli ve bu merkezlerin yeni kurula­cak merkezlerle irtibatlandırılması sağlanmalı.

3- Yaşanacak afetlerden kısmen daha az etkilenmesi beklenen çevre kıtalardan Amerika ve Afrika'nın Kuzey bölgelerindeki tes­pit edilen yörelere sürdürülmekte olan göçler yoğunlaşırılmalı ve mümkün olduğunca halkın büyük bir bölümünün buralara göç etmesi için her türlü imkân seferber edilmeli.

Ve bütün bunlar olabildiğince çabuk gerçekleştirilmeliy­di. Çünkü yaklaşmakta olan felâketler zincirine fazla bir za­man kalmamıştı.
1 | 2 | 3

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder