MISIR MUMYALARI

Ölüler Kitabı'nın çeşitli bölümleri, ölünün mumyalanmış bedeni üzerine yüksek sesle okunmaktaydı. Bunun yapılma­sındaki amaç, bedeninden ayrılmış olan varlığı ycinlendirmek ve ona başta öte alemle ilgili olmak üzere inisiyatik bilgiler vermekti.

İşte bu noktada akıllara bir soru talılmaktadır: "Peki ama ölüler neden mumyalanırdı... "Mumyalamanın ardında me­tapsişik bir düşünce bulunmaktaydı. Ancak bu metapisişik düşünce üzerinde çok fazla durulmamıştır Mumyalamanın metapsişik anlamına geçmeden önce, mumyalamanın nasıl yapıldığını bir hatırlayalım.

Tarihçiler'in Arkeologların, Fizikçiler'in ve Kimyacı­lar'nı birlikte yürüttükleri araştırmalardan çıkan sonuç­lara göre:

Mısır'da Mumyalama işlemi yetmiş günde tamamla­nırdı . Önce beden içindeki çürüyebilcek her şey boşaltılır ve vücut sodyum karbonatlı bir karışım içinde kurumaya bırakılırdı . Kalp ve böbrekler ge­nellikle bedende bırakılır; karaciğer, akciğerler,
Bu anlatılanlara bir itirazımız yok. Ama ortada bir sorun bulunmakladır. Bu anlatılanları aynen uygulayarak yapılan mumyalama deneylerinin tümü başarısız olmuştur. Çünkü gü­nümüz biliminin hesaba katmadığı bir etken, bu araştırmalar­da göz ardı edilmişti.

Mısırlılar mumyalama işlemlerini yukarıda özet halinde aktardığımız gibi yapıyorlardı ama bu işlemlere ek olarak ay­rıca manyetik enerjilerden de yararlanıyorlardı. İşte göz ardı edilen etken buydu.

Metapsişik çalışmalarda "manyetik dondurma" adı veri­len bir uygulama vardır. Bu uygulamada ellerden çıkan man­yetik enerjiler sayesinde, ölü organik maddeler çürümeden ve büyük bir oranda orjinal hali bozulmadan kalabilmektedir. Günümüz metapsişik çalışmalarında manyetik enerjilerini el­leri vasıtasıyla aktarabilme yeteneğine sahip kişilerin (manyetizörlerin) ölü organik maddeleri (balık, çiçek, sığırdili vb.) man­yetik yolla mumyalayabildikleri deneylerle ispatlanmış bulunmaktadır.

Manyetik etkilerin gücüne göre bu mumyalanmış orga­nizmalar bazen yıllarca renk, biçim ve bazı özelliklerini (tad, koku hariç) bozulmadan kalabilmişlerdir. Yoğun manyetik enerjilerin aktarılabildiği deneylerde, mumyalanan organik maddelerin üzerleri sanki ince bir mum tabakası sürülmüş gö­rünümüne bürünmüşlerdir.

Günümüzde Yuıtdışı'ndaki Üniversiteler'in Parapsikoloji kürsülerinde deneysel olarak araştırılan bu uygulama tekni­ğinin en iyi uygulayıcıları, bu bilglerini Atiantisliler'den almış olan Mısırlılar'dı.

Firavunların laneti değil, manyetik etkiler!...

Bazı firavunların mezarlarına giren tarihçilerin ve arke­ologların başlarına gelen başdönmesi, bayılma, halisinasyon1ar görme ya da fiziksel bazı rahatsızlıklarla karşılaşmak gibi fenomenlerin nedenlerini, işte bu yoğun manyetik enerjilerde aramak gerekir. Binlerce yıl bozulmadan bu bedenlerin sakla­nabilmesi için ne kadar yoğun manyetik enerjilerin uygulan­mış olabileceği düşünüldüğünde, yaşanılan bu sıradışı feno­menler daha iyi anlaşılabilir.

Neyse bütün bunları bir kenara bırakalım... Ve asıl sorul­ması gereken soruyu soralım:

- 'Eski Mısırlılar ölülerini neden mumyalıyorlardı?..."

Eski Mısırlılar'ın en popüler geleneklerinden biri kuşku­suz ki, ölülerini mumyalayarak saklamalarıdır. Ancak şunu kesin olarak söyleyebiliriz ki, bu denli popüler olmasına rağ­men mumyalama geleneklerinin gerçek anlamı üzerinde çok fazla durulamamıştır.

Konuyu açahm...

Gerek eski ezoterik bilgiler, gerekse de son elli yıldır gü­nümüze kadar yapılagelmiş metapsişik alandaki çalışmalara göre; ölümden sonra ruh ve beden ilişkisinin bir an önce kesilmesi, ruhun özgürleşmesine ve bu dünyadan daha kolay kopabilmesine büyük bir katkı sağlamaktadır. Söz konusu et­tiğimiz bu ruh ve beden ilişkisinin ölümden sonra kesilmesi­ne en iyi olanak sağlamanın yolu, bedenin bir an önce ortadan kaldırılmasıdır. Çünkü beden bir girdap gibi astral bedeni ken­disine çeker. Ve varlığın spatyoma geçişini zorlaştırır. Bundan kurtulmak için bedeni bir an önce yakmak ya da gömmek en uygun yoldur.

İnisiyatik Ekoller'deki bu farklılığın nedeni neydi?...

Bilindiği üzere Mısır ve Hint - Tibet Ezoterizmi dünyaya felsefi açıdan yön vermiş iki büyük merkezdi. Ezoterzm'in en önemli kuralı, nerede olursa olsun, hangi toplumda varolmuş olursa olsun, temel gerçekleri hep aynı olmak durumundaydı. Şekilsel olarak bazı farklar varmış gibi görünse de, kökenine inildiğinde, tüm bu merkezlerdeki ezoterik kökenli bilgilerin hep aynı olduğu görülmüştür. Ancak bu sefer ciddi bir farklı­lıkla karşı karşıya olduğumuz görülmektedir. Eğer ölüm ve ölüm ötesi ile ilgili ezoterik bilgiler de aynı istikametteyse, bir yerde cesedin yakılması bir yerde ise yokedilmek bir ya­na, aksine saklanmak için özel uygulamalar yapılması bu ko­nuda ciddi bir farklılığın olduğunu göstermektedir.

İlk başta gerçekten de bu bir çelişkiymiş gibi görülebilir. Bu nedenle de meseleyi bu şekilde ortaya koymak istedim. Öncelikle şunu açıklamak isterim ki, ölülerin mumyalanması ilk başta genele yayılmış bir uygulama değildi. Mumyalanan ölüler inisiyatik alanda önde gelen kişilerdi. Bu, kökeni Atlantis'e ait majik bir uygulamadır. Mı­sır'ın son dönemlerinde dejenere edilmiş ve olur olmaz her­kes mumyalanmaya başlanmıştır. Hata ölenin sevdiği hay­vanlar bile...

Atlantis'e ait bu majik uygulama, Orta Asya Türkleri'nde görülen Atalar Kültü ile bağlantılı bir konudur. Konu ölümle ilgili olduğu için konuyu önce metapsişik kurallar içinde ele almak icabeder.

Çeşitli toplumlarda da görülmekle birlikte özellikle Orta Asya Türk Geleneği'nde ön plana çıkmış olan Atalar Kültü, yaşarken ailenin koruyucusu ve reisi olan büyüğün, öldükten sonra da ailesini koruyacağı inancına dayanır. Bu inancın te­melinde ise, metapsişik çalışmalarda ayrıntılı bir şekilde dile getirilmiş olan insanlara yardım eden bedensiz rehber varlık­lar yatmaktadır.

Gelelim Mısır'a...

İlk başta mumyalanan ölülerin inisiyatik alanda önde ge­len kişiler olduğundan söz etmiştik. Bunun sebebi, söz konu­su kişinin tesirlerini öldükten sonra da çekebilmekti. Bedenin ortadan kaldırılmayışıyla bu çok daha kolay sağlanabiliyordu.

O dönemler Mısır inisiyatik çalışmaların merkezi olduğu için, bu enerjilerin merkezileştirilmesi çok önemliydi. Bunun için de böyle bir teknikten yararlanmışlardır. Bedenli yaşam­larında Mısır İnisiyasyonu'na hizmet eden bu varlıkların öl­dükten sonra da bu fonksiyonlarına belli bir süre daha devam etmelerini normal karşılamak gerekir.

Mısır inisiyasyon merkezi olma fonksiyonunu bitirdiğin­de her halde onlar da buraları çoktan terkedip gitmişlerdir.

0 yorum:

Yorum Gönder

 

Blog bilgi