osiris kültü, tufan, tanrı ra, antik mısır sırları, piramitlerin gizemi, atlantis, mısır kehanetleri...

Ölüm ve Maati Salonu - 1

Hiç yorum yok :
Mısırlılar'da karma sözcüğü olmasa da, kavram olarak bunu adalet anlamma gelen "Maat'la karşılarlar. Büyüsel Evren'deki bölgelerden birinin adı "Maati Salonu"dur ve ölen her kişi buraya mutlaka gelir. Bu bölge Tanrıça Maat taralın­dan yönetilir. Buraya gelen herkesin kalbi terazide tartıhr; bir kefede kalp, diğer kefede maat tüyü olmak üzere.

Kişinin buradan sonra nereye gideceği bu yargılamya bağlıdır. İnisiye rahipler, bu bölgeyi deneyimlemek için, ölmeyi beklemek yerine "Terazi Ritüeli" ve "Maati Salonu Ritüeli"ni uygulayarak buraya gelirler. Bu tam anlamıyla astral bir deneyimdir. Bu astral deneyim sayesinde inisiyeler ölümden sonra nelerle karşılaşacaklarını, henüz daha ölme­den dünyada yaşarken öğrenebilmekteydiler. Mısırlılar, "Evrensel Sebep-Sonuç Yasası" olan "Karma"yı "Tanrıça Maai'la sembolleştirmişlerdir. Tanrıça Maat'ın başındaki "doğruluğu", "adaleti", "erdemi", "bilgeliğl" ve "kanunu" simgeleyen tüyle gösterilmesinin sebe­bi budur. Az sonra göreceğimiz kalbin tüyle tartılması da yine bu sembolik tanımlamanın bir devamıdır.

Şimdi Maati Salonu ile ilgili Mısır'ın Ölüler Kitabı'nda geçen bölümleri özetle ele alalım:



Burada öncelikle birbirini tamamlayan iki sembol üze­rinde durmak istiyorum:

"Tanrı'nın ismini bilmek" ve "Tan­rının yüzüne bakabilmek" "Tanrı'nın ismini bilmek": Mısır tenninolojisine göre söyleyecek olursak Tanrılar Bilgisine sahip olmak demektir. Yani Evrensel İdare Mekanizması'nın işleyişi ile ilgili bilgi sahibi olmak anlamına gelir.

"Tann'nın yüzüne bakabilmek": O Tanrı ile semboleştirilen ruhsal planla irtibata girmek ve onun tesiriyle aydınlanmak demektir Yani teorik olarak önceden kendisine öğretilen bir bilginin pratiğe geçirilişi söz konusudur. Metinde geçen bir diğer önemli sembol de kanla beslen­diği söylenilen Tanrılardır..

"Kanla beslenen kırkiki Tanrı": Burada kan, astral plan­da bulunan varlığın astral yapısıyla ilgili tesir alanıdır. Yani geçmiş yaşamı sırasında, astral bedeninde biriktirdiği enerjiyi ifade eder. Astral arınmasını gerçekleştirememiş hatta tam tersine daha da kabalaştırarak Maati'ye gelen varlık daha yukarılara yükselebilmek için. dünyada yapamadığı bu arınmayı şimdi yapmak zorundadır. Burada da yapamadığı sürece varlığın Maati'den Tuat'ın üst safhalarına çıkışı hiç bir zaman müm-kün olamayacaktır.

Bu noktada varlığı tekrar dünyaya döndümıekten başka çare yoktur. Bu tekrar doğuşlar bazen öyle bir noktaya gele­bilir ki, varlığın astral tortulan adeta bir zırh gibi kabuklaşabilir ve bu süreç tam bir kısır döngüye dönüşebilir. İşte bu an­dan itibaren yapılabilecek sadece tek bir şey kalmaktadır.

İşte bu noktada Spatyom'un rehber - vazifeli varlıkları devreye girererler. Bedenini terk ederek astral bedeniyle bu mekana intikâl etmiş olan varlığın astral tortusu spatyomun: bu konuyla ilgili vazifeli varlıklannca yok edilir. Buna daha önce de değinmiş olduğumu gibi "Astral Yakma" adı verilir. Bu kısır döngüye düşmüş olan varlığa uzatılan bir yardım elidir. Ancak bu yardımın hem olumlu, hem de olumsuz yön­leri vardır. Çünkü bu astral tortuların vazifeli varlıklarca ruhsal bir yönelişle yakarışı sırasında, varlığın geçmiş yaşamlanyla ilgili birçok anısı da silinmektedir. Bu da birçok yaşamın heba ol­ması anlamına gelmektedir. Gerçi varlık astral tortularından kurtulmuştur ama geçmişine yönelik birçok anı ve deneyimi de ortadan kalkmış olmaktadır.

Kanla beslenen kırkiki Tanrı işte bu meseleyi anlatır.

Mısır'ın Ölüler Kitabı'nda bu konuyla ilgili bir de çizim yer alır. Arka sayfada görmüş olduğunuz kesik kafalı insanlar ast­ral tortuları yakılmış varlıkları sembolize etmektedir. Ve dik­kat ederseniz, Tuat'ın en alt kısmında bulunmaktadırlar. Önle­rindeki yılan sembolleri bu insanların aydınlığa doğru ilerledi­ğini göstermektedir. Çünkü astral tortularından artık kurtul­muşlardır. Kesik kafaları ise, artık eskiye ait bilgilerinin silin­miş olduğunu simgelemektedir.

Gelelim az önce aktarmış olduğumuz metnin sonundaki anlatımlara...

Az önce aktardığımız metinin sonu, varlığın geçmiş yaşa­mının değerlendirilişi ile ilgili satırlardan oluşur. "Falan, fa­lan şeyi yaptım", "falan falan şeyi yapmadım" gibi ibareler, varlığın Maati Salonu'ndaki rehber vazifeli varlıkların karşı­sında geçmiş yaşamı ile ilgili değerlendirmelerini anlatmak­tadır. Çünkü Maati Salonu varlığın geçmiş yaşamında yaptığı işlerin bir değerlendirilme yeriydi. Bu değerlendirmeden son­ra varlık yoluna devam etmekteydi.

Maati Salonu'ndan Tual'a geçişle ilgili anlatılanlara kısa bir ara verip buraya kadar aktırdığımız satırların arasına giz­lenmiş sembolleri maddeler halinde ele alalım:

1 | 2

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder