osiris kültü, tufan, tanrı ra, antik mısır sırları, piramitlerin gizemi, atlantis, mısır kehanetleri...

Ezoterik Sırlar Sembollerde Gizli - 1

Hiç yorum yok :
Yukarıda maddeler halinde özetlediğimiz bazı Tanrı sem­bolleri bazen kullanıldıkları yere göre birden fazla da anlama sahip olabilmektedir. Yani aynı isim birden farklı anlamlarda da kullanılmıştır. Aynı durum diğer semboller için de geçerli­dir. Bu, mitolojik anlatımın bir özelliğidir. Sırlar kat kat birbi­ri içine bohçalanarak saklandığı için, tek bir sembolle, birden fazla anlam iç içe bohçalanmış durumdadır. Buna bir örnek vermek gerekirse Osiris'i gösterebiliriz. Osiris hem birinci, hem de dördüncü gruptaki Tanrılar sembolizmine ait nitelik­lere sahiptir. Yani bazen biri, bazen ise diğeri mitlojik bir un­sur olarak kullanılmıştır. Hangisinin nerede kullanıldığını an­layabilmek için kullanılış şekline bakmak yeterlidir.

Evet... Artık Mısır Kozmogonisi'ni oluşturan Tanrılar sembollerini bilinen ve bilinmeyen yönleriyle teker teker ele almaya başlayabiliriz. (Parantez içindeki numaralar, o Tanrı Sembolü'nün hangi gruba ait olduğunu göstermektedir.)

Nu (I ,3,5)

Tanrı Nu tüm tezahürlerin babasıdır. Tüm hayatın tohum­larını barındıran denizdir.

Ra-Atum (1 ,3,5)


Osiris, İsis, Neftis ve Set'in baba­sıdır. Ra'nın sembolü daire ve güneştir. Doğmamış haldeki ya da batan güneş ise Atum adını alır.






Tem (1 ,3, 5)


En yaşlı Tanrılar'dandır. Batan güneş olarak ifade edilen yaratıcı bir Tanrı'dır. Kuzey ve Güney Tacı'nı giyen kral ola­rak gösterilir.

Nu, Ra,Tem (5)

Mısır Mitolojisi'nde Nu, Ra ve Tem'in birlikte ele alındı­ğı bir bölüm vardır. Bu Mitolojik anlatımda söz konusu Tanrı­lar sadece 5. Grup'taki anlamlarıyla karşımıza çıkmaktadır. Eski bir Mısır yaradılış efsanesine göre:

Ancak hemen belirtelim ki, bu yoktan varoluşu ifade eden ilk başlangıç değildir. Bizim devremizin başlangıcıdır. Yani "Demir Çağı"nın başlangıcı...

Burada Tanrı Nu olarak ifade edilen sembol. Mu Uygarlığı'na karşılık gelmektedir. Mu ile ilgili bilgilerin kayıtlı oldu­ğu tüm eski yazıtlarda, insanlığın ilk ana vatanının Mu olduğu açık bir şekilde dile getirilmiştir. Mu'nun sulara gömülmüş olmasından dolayı, Mu'nun sembollerinden biri de denizdir.

Mısır Kozmogonisi'nde Nu'dan, "tüm hayatın tohumlarım barındıran denizdir" diye sözedilmesinin nedeni de budur. Ayrıca "Nu" sözcüğü ile "Mu" sözcüğünün benzerliğine de dikkatlerinizi çekmek isterim.

Buradaki suyla ilgili anlatımlar, farklı toplumların kutsal kitaplarında da geçer. Örneğin Tekvin Bölümü'nde dünyanm yaradılışıyla ilgili ilk satırlar şöyle başlar:

Başlangıçta Allah gökleri ve yeri yarattı. Ve yer ıssız ve boştu; ve enginin yüzü üzerinde karanlık vardı; ve Allah'ın Ruhu sula­rın yüzü üzerinde hareket ediyordu. (Tekvin Bap 1/1-2)

Kutsal kitapları bilimsel bulgularla karşılaştıran birçok araştımıacı, dünyanın yaradılışı ile ilgili olduğu varsayılan bu metinlerde geçen suların ne anlama geldiğini bir türlü bula­madıkları için, evrenin bu başlangıç aşamasında bir gaz kütle­si ile dolu olduğunu ve orda suyun bulunduğunu söylemenin tamamen bir hata olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Burada hesaba katılmayan mesele söz konusu metinlerde anlatılan başlangıcın hangi başlangıç olduğudur. Burada dile getirilen başlangıç dünyanın ilk varoluşu değil, dünyanın Tu­fan sonrası yeni bir çağa geçtiği dönemdir. Ve burada geçen sular kavramı mecazi değil, reel bir kavramdır. Bilinen anla­mıyla dünya üzerindeki birçok bölgenin Tufan sırasında sular altında kalmasını anlatmaktadır.

Kaldığımız yerden devam edelim...

Efsanenin ayrıntılarında da bu konuyla ilgili hayli önem­li ipuçları bulunmaktadır.

Efsaneye göre:


isyan eden bu halk hakkında efsanede başka bir bilgi ya da ipucu verilmez. Bu da, efsanede sözü edilen halkın bizim devremize ait bir halk olmadığı fikrini destekler. Bu efsanede anlatılanlar, Mu Uygarlığı'nın varlığını sür­dürdüğü dönemlerde hayli ileri düzeyde bir kültürün dünya­ya hakim olduğundan söz eden ezoterik bilgi ve kayıtlarla bü­yük bir paralellik gösterir.

"Nu"dan sonra "Ra" yönetimi ile anlatılmak istenen "Atlantis Dönemi"dir Gerçekten de Atlantis'in ilk dönemle­rinde Mu Kültürü'nün hakim olduğu hayli ileri düzeyde bir yaşam düzeyinin mevcut olduğunu, ancak zaman ilerledikçe bu kültürün dejenere olmaya başladığını biliyoruz. Efsanede bu husus, mitolojik bir üslupla sembolik olarak anlatılmıştır.

Efsanedeki bu mitolojik anlatım üslubu içindeki sembol­leri alt alta maddeler halinde sıralayalım:

"Ra'nın genç ve şevkli olduğu günler": Atlantis'in ilk dönemleridir.

"Barış sever yönetim": Atlantis'teki Altın Çag'ı anlatır. Ancak zamanla bu gidiş negatif anlamda bir iniş göster­miştir. Atlantis'in son dönemlerine doğru çıkan pozitif nega­tif çatışması en sonunda ciddi bir savaşa dönüşmüştür ki, ef­sanede bu durum, açıkça şu satırlarla belirtilmiştir:

"Ancak yaşı ilerledikçe kendisine bağlı olanlar onun za­yıfladığını hissedip ona başkaldırarak isyan etmişlerdir."

Efsane bu isyandan sonrasını özetle şöyle anlatır:

1 | 2 | 3 | 4 | 5

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder